İsrail'in Gazze’nin Doğusunda Yeni Saha Düzeni Arayışı

İsrail'in Gazze’nin Doğusunda Yeni Saha Düzeni Arayışı

Gazze Şeridi'nin doğusunda, “Sarı Hat” olarak bilinen çizginin arka tarafı, İsrail tarafından yürütülen hızlı mühendislik çalışmaları ve askeri faaliyetlerle ortaya çıkan saha değişikliklerine tanık oluyor. Bu durum, geçici askeri önlemlerin veya taktiklerin ötesine geçen, Gazze Şeridi'ndeki coğrafi ve güvenlik tablosunu yeniden şekillendirmeyi amaçlayan stratejik bir yönelimi yansıtıyor. İnşa edilmekte olan tesislerin niteliği, tahkimat düzeyleri ve coğrafi dağılımları, olup bitenlerin sadece mevcut çatışmayla ilgili olmadığını, Gazze'deki fiili kontrol sınırlarını yeniden çizmeye yönelik daha geniş bir vizyonun parçası olduğunu düşündürüyor.

Bu hamleler, doğu bölgesinde uzun vadeli bir askeri varlığın yerleştirilmesine yönelik hızlanan bir süreci ortaya koyuyor. Bu da söz konusu bölgeyi kademeli olarak doğrudan veya dolaylı olarak İsrail'in kontrolü altındaki kalıcı bir güvenlik alanına dönüştürüyor. Bu, pratikte Filistinlilerin kullanabileceği coğrafi alanı daraltmaya ve nüfus yoğunluğunu daha dar alanlara yeniden dağıtmaya dayanan yeni bir saha gerçekliğinin dayatılması anlamına da geliyor. Bu durumun sadece askeri boyutları değil, aynı zamanda İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki kontrolünün yeni bir aşamasını oluşturabilecek siyasi ve demografik boyutları da var.

Saha verileri, bölgenin can damarı olan, kuzey ile güneyi birbirine bağlayan Selahaddin Caddesi'nin yakınlarında bu mevzilerin kurulma hızında belirgin bir artışa işaret ediyor. Bu bölge, ateş gücü veya saha kontrolü sayesinde Gazze Şeridi'nin farklı bölgeleri arasındaki nüfus hareketini ve ikmalini kontrol etme imkanı sağladığı için iki kat daha fazla stratejik öneme sahip. Ayrıca, yüksek toprak ve kum tepeleri, askeri araçların konuşlandırılması, gözetleme kulelerinin inşası, iletişim ağları ve entegre lojistik donanımlardan oluşan bu tesislerin niteliği, acil saha koşullarına bağlı geçici konuşlanma noktaları değil, kalıcı bir askeri altyapının kurulduğunu yansıtıyor.

Saha verilerine göre, Ekim 2025'te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana, Gazze Şeridi'nin doğusunda, ateşkes öncesinde mevcut olan on altı üsse ek olarak, çeşitli büyüklüklerde en az yirmi yeni askeri üssün kurulduğu tespit edilmiştir. Bölgenin ortasındaki kamplar, en yoğun inşai faaliyetlerin yaşandığı yerler olarak öne çıkmaktadır. Deir el-Balah bölgesinin güneydoğusunda, özellikle “Kisufim” askeri üssünün çevresinde üç üssün kurulduğu görülmüştür. Ayrıca, El-Burej mülteci kampının merkezine doğru kuzeyde yaklaşık üç kilometre uzunluğunda bir hendek kazma çalışması da yapılmıştır. Ayrıca, El-Megazi, El-Burej ve Cehar El-Dik mülteci kamplarının doğu tarafında sekiz yeni mevzi açılmıştır.

Bahse konu bu hendek, doğrudan savunma boyutunun ötesine geçen stratejik anlamlar taşımaktadır. Zira Gazze Şeridi içindeki hareket ve geçiş hatlarını yeniden şekillendirecek bir coğrafi ayrım aracı niteliğindedir. Coğrafi bilgi sistemleri ve uydu görüntüsü analizi uzmanı İsrailli yorumcu Ben-Zion Makles'in belirttiğine göre, proje güneyde Han Yunus merkezine kadar uzanacak. Bu da pratikte, Zana, Khuza'a ve Abasan gibi doğu beldelerini ve Bani Suheila'nın doğu uçlarını doğal coğrafi derinliklerinden ayıran bir tampon şerit oluşturulması anlamına geliyor.

Bu yayılma, siperler ile yıkılmış evlerin enkazından oluşturulan setler arasında bir bütünlük oluşturarak, çok katmanlı bir izolasyon ve koruma sistemi üzerine kurulu İsrail güvenlik anlayışını ortaya koymaktadır. Bu sistem, iki paralel hedefi gerçekleştirecektir: Birincisi, sahada konuşlanmış birliklerin doğrudan korunmasını güçlendirmek; ikincisi ise, halk ve araçların hareketine sıkı kısıtlamalar getirerek, askeri denetim veya kontrol olmaksızın bu bölgelerden serbestçe geçişi engellemek.

Haaretz gazetesi tarafından yayınlanan güncel uydu görüntülerinin analizi de bu görüşü desteklemektedir; zira bu görüntüler, işgal ordusunun sadece dağınık askeri mevziler kurmakla yetinmediğini, aynı zamanda, birkaç kilometreye yayılan bir kara bariyeri projesi kapsamında, doğu hattı boyunca ekipman ve tesislerin taşınmasını ve entegre bir altyapının kurulmasını içeren geniş çaplı bir yapısal projeyi hayata geçirdiğini göstermektedir. Bu tür yapıların kurulması, geçici operasyonel yayılma mantığından, yapısal nitelikteki sabit konuşlanma mantığına doğru bir geçişi yansıtmaktadır.

Gazeteye göre, mevcut askeri konuşlanma, kuzey, doğu ve güneydeki stratejik noktalarda özenle planlanmış bir yayılma sergiliyor. Birlikler, elektrik, iletişim kuleleri ve ağır ekipman gibi gelişmiş altyapıya sahip en az otuz iki askeri mevzide konuşlanmış durumda. Ayrıca, bu mevzilerin bazılarının Muntar Tepesi gibi yüksek tepelerin üzerinde veya bombardıman görmemiş tesislerin yakınında kurulması, daha iyi gözetleme ve sürekli ateş kontrolü sağlama çabasını yansıtıyor.

Gazze şehrinde de bu faaliyetler benzer bir nitelik taşıyor. Özellikle şehrin güneyindeki El-Derj ve El-Şaf mahalleleri ile Kuveyt Kavşağı bölgelerinde, işgalci ordu ağır iş makineleri, özellikle de D9 tipi buldozerler kullanarak kum tepeleri oluşturmuş ve evlerin enkazını büyük miktarlarda kaldırarak Sarı Çizgi'nin doğusunda taştan bariyerler inşa etmiştir. Bu önlemler, İsrail'in sahadaki ortamı yeniden şekillendirmek için mevcut yıkımı askeri çıkarlarına hizmet edecek şekilde bir araç olarak kullandığını ortaya koymaktadır.

“Zikim” askeri üssünün bitişiğindeki El-Atatra ve El-Şatî bölgelerinde ise, otomatik makineli tüfekler ve hareketli herhangi bir hedefe otomatik olarak ateş açan termal kameralar taşıyan devasa vinçler konuşlandırılmıştır. Bu durum, halkın yasak bölgelere yaklaşmasını engellemek amacıyla ölüm bölgeleri veya ateşle caydırma bölgeleri oluşturma eğilimini yansıtmaktadır. Bu da, sadece doğrudan saha kontrolü değil, ateş kontrolü yoluyla Gazze Şeridi'nin geniş bölümlerini kapalı askeri bölgelere dönüştürme yönünde yeni bir boyut oluşturmaktadır.

Güneyde, özellikle de Refah şehrinde, saha bilgilerine erişim zorluk arz etmektedir. Ama Haaretz gazetesinin Ekim 2025'te Philadelphia ekseni boyunca sekiz askeri noktanın kurulacağına dair yayınladığı haber bu noktada da birtakım delaletler taşımaktadır. Ordunun planının, ateşkesin ikinci aşamasına girildiğinde bu noktaların sadece üçe indirilmesini öngördüğü, bunun karşılığında ise elektronik bariyerler ve gelişmiş sensörler aracılığıyla doğudaki askeri varlığın güçlendirileceği belirtilmiştir. Bu düzenleme, mümkün olan en az insan yoğunluğuyla gözetim ve güvenlik kapasitesini korumayı amaçlayan hesaplı bir yeniden konumlanmayı yansıtmaktadır.

Bu faaliyetler daha geniş siyasi ve askeri bağlamda incelendiğinde, aralarındaki ortak nokta, olası bir geri çekilmeye yönelik önleyici tedbirler olmasıdır. Yani İsrail'in Sarı Hat'a paralel, ama Gazze Şeridi toprakları içinde bir güvenlik derinliğini sürdürmesine olanak tanıyan bir durum söz konusudur.  Başka bir deyişle, bu faaliyetler geri çekilmenin değil, sarı hattın 500-1500 metre gerisine yeniden konumlanmanın bir göstergesi gibi görünmektedir.

Bu projelerin uygulandığı mesafeler de bu tahmini desteklemektedir. Zira Gazze Şeridi'nin ortasında inşa edilen hendek, Selahaddin Caddesi'nin 1500 ila 1800 metre doğusunda, yani sarı hattan 1200 ila 1500 metre uzaklıktadır. Bu durum, İsrail'in ateşkesin ikinci aşamasının gereklilikleri doğrultusunda kısmi bir geri çekilme kararı alması halinde, gelecekteki temas hattını oluşturacak yeni bir iç güvenlik şeridini sabitleme girişimine işaret etmektedir.

Gazze'nin orta ve güney bölgeleriyle kuzey bölgeleri arasında askeri faaliyet yoğunluğundaki farklılık da, operasyonel öncelikleri yansıtmaktadır. Orta ve güney bölgelerde odak noktası kalıcı düzenlemelerin oluşturulması üzerineyken, kuzeydeki operasyonlar birliklerin taktiksel korumasını güçlendirmeye yöneliktir.

Gazze Şeridi'nin merkezinde, Gazze şehri ve kuzeyine kıyasla İsrail bombardımanlarının yoğunlaşması da bu değerlendirmeyi teyit etmektedir. Özellikle polis merkezlerine ve direniş unsurlarına yönelik bombardımanların artması, tehdit kaynaklarını etkisiz hale getirmeyi ve bu mühendislik projelerinin devamı için gerekli saha ortamını güvence altına almayı amaçlayan yoğun istihbarat faaliyetlerine işaret etmektedir. Bu da, söz konusu projelerin sadece mevcut çatışmanın gerekliliklerine yönelik geçici bir tepki değil, uzun vadeli bir güvenlik vizyonunun parçası olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak; şu anda devam eden mühendislik ve askeri faaliyetler; ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına geçilmesi durumunda, İsrail güçlerinin konuşlanma bölgeleri içinde olası bir geri çekilme veya planlı bir yeniden konuşlanma öncesinde atılan adımlar olduğuna dair açık bir işaret olarak görünmektedir. Ancak bu çalışmaların niteliği ve yoğunluğunun Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde farklılık göstermesi, olası bir çekilmenin eşit veya kapsamlı olmayacağını düşündürmektedir. Gazze Şeridi'nin merkezinde ve güneyde Han Yunus'a doğru uzanan bölgelerde gözlemlenen mühendislik faaliyetlerinin yoğunluğu, daha karmaşık ve kalıcı düzenlemelere işaret etmektedir. Bu da, bu bölgelerin, inşa edilmekte olan saha altyapısı tamamlanana kadar daha uzun bir süre boyunca doğrudan askeri varlığın altında kalacağını düşündürmektedir. Bu durum, bu bölgelerin Refah ve Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Jabalia, Beit Lahia ve Beit Hanun gibi kasabalarda yaşananlara benzer kapsamlı ve yıkıcı askeri operasyonlara maruz kalmamış olmasıyla da bağlantılı olabilir. Bu husus, bu bölgeleri İsrail'in uzun vadeli güvenlik düzenlemeleri kapsamında yeniden kullanmasına daha elverişli hale getirmektedir. Ayrıca geri çekilmenin sınırlarının ve koşullarının belirleneceği yeni bir saha gerçekliğini de pekiştirebilir özelliğe sahiptir.